Arda kitaplığından Esrarlı Ada’yı aldı. Her zaman yaptığı gibi okumaya arka yüzünden başladı. “Yazar Jules Verne, Fransa’da doğmuştur. Amiens şehrinde 34 yıl yaşamıştır. Burada 18 yıl kaldığı ev müzeye çevrilmiştir.” yazıyordu.
Arda “Büyüyünce bu müzeyi göreceğim.” diye mırıldandı. Kitabın birkaç sayfasını okudu. Saat geç olmuştu. Uykusuna yenik düştü. Çok geçmeden gözleri kapandı.
“Hoşgeldin Arda. Ben de seni bekliyordum.”
“Siz de kimsiniz? Adımı nereden biliyorsunuz? Ben şu an neredeyim?”
“Telaş yapmana gerek yok. Bana ziyarete geleceğini sen söylemedin mi?”
“Nasıl yani? Yoksa siz Jules Verne misiniz?”
“Evet. Beyaz sakalımdan tanıyacağını düşünmüştüm. Sence fotoğraflarıma benziyor muyum?”
“Karşımda olduğunuza inanamıyorum. Bu bir rüya olmalı!”
“Merak etme, öyle zaten. Sana evimi gezdirmemi ister misin?”
“O kadar çok hayal ettim ki sonunda oldu demek!”
Jules Verne, Arda’nın en sevdiği yazardı. Neredeyse bütün kitaplarını okumuştu. Denizler Altında Yirmi Bin Fersah, Seksen Günde Dünya Turu, Dünyanın Merkezine Yolculuk ve daha neler neler… Her kitabında bilmediği yerleri keşfediyordu. Bazen ıssız bir adaya düşüyor bazen de balonla dünyayı dolaşıyordu.
Arda heyecandan yerinde duramıyordu. Sahiden bir şeyi bu kadar çok isteyince olur muydu? Yazar “Burası Kış Bahçesi. Yandaki kapıdan salona giriyoruz, orada misafirlerimi ağırlıyorum.” diye devam etti.
Arda, yüz elli yıl öncesine gitmişti. Odadaki koltuk parlak kırmızı kumaşla kaplıydı. Evlerindeki koltuğa hiç benzemiyordu. Tavan ahşaptandı. Üstünde rengarenk resimler vardı. Kırmızı duvarlar da bir o kadar dikkat çekiciydi. Arda büyülenmiş gibiydi. “Keşke çok zamanım olsa da her şeyi incelesem.” diye düşündü.
Üst katlara evin ortasındaki merdivenden çıkılıyordu. Ahşap basamaklar her adımda gıcırdadı. Çıkan ses Arda’ya geçmişte olduğunu hatırlatıyordu sanki. Bu, çok hoşuna gitti. İkinci kata vardığında Arda bakışlarını bir süre yerden alamadı. Bu ne demek oluyordu? Girdikleri odanın zemini dünya haritası ile kaplıydı.
Yazar ‘’Kitabım için bu harita üzerinde çalışıyorum.’’ diye açıkladı.
‘’Hangi kitabınız için? Yoksa Seksen Günde Dünya Turu mu?’’
‘’Tam üstüne bastın. İzleyeceğim yolları burada işaretliyorum.’’
Arda telaşla ayağını kaldırdı. Sonra yaptığının farkına vararak gülümsedi.
‘’Bu hayalleri nasıl kurduğunuzu çok merak ediyorum.’’
‘’Çok geziyorum ve çok okuyorum. Bu romana başlamadan önce tekne ile dünya turu yaptım. Hatta üst katta bir maketi var. Dünyayı önce kendim dolaştım. Şimdi o yolda gördüklerimi anlatıyorum.’’
‘’Ne çok şey yapmışsınız. Acaba bir gün ben de böyle olabilir miyim?’’
‘’Neden olmasın? Ben de önce hayal ederek başladım. Yapmak istediklerim rüyalarıma girmeseydi bugün bu kitapları yazamazdım. Yani sen de şu an doğru yoldasın.’’
Arda’nın içi umutla doldu. Sahi tüm bu olanlar bir rüya mıydı? Hayal etmeye çoktan başlamıştı bile.
Ev dört katlıydı. Üst kata çıktığında birden kendini bir balonun içinde buldu. Yükselmeye başladı. Yanında kimse yoktu. Aşağı baktı. Yazar ona el sallıyordu.
“Siz olmadan yolumu nasıl bulacağım? Ne olur gelin!” diye seslendi.
Yazarın “Buraya kadar kendin geldin. Geri de dönebilirsin. Hayal et yeter!” dediğini duydu.
Uçmak o güne kadar yaptığı hiçbir şeye benzemiyordu. Hafiflemişti. O an dünyada sadece kendisi varmış gibi hissetti. ”Yazar haklıymış. Ne güzel, kaybolmadan gidiyorum.” diye mırıldandı. Dünya gözüne çok küçük göründü. Gökyüzü bembeyaz bulutlarla doluydu. Yeryüzü masmavi deniz ve ışıl ışıl karadan ibaretti. Uçmanın nasıl bir his olduğunu hep merak ederdi. Kanatsız da uçabileceğini o gün anladı. Yükselmek için sadece elini uzatması yeterliydi. Gökyüzü kollarını açmış onu bekliyordu. ‘’Yumuşacık bulutların üstünde uyusam, uyansam ve hep uçsam.’’ dedi kendi kendine.
Ayaklarının yere değdiğini hissettiği an birden gözleri açıldı. Etrafına baktı. Nerede olduğunu anlamaya çalıştı. Her gün uyandığı odasındaydı. Fakat bir gecede çok şey değişmişti. Hayal dünyası, kapılarını ona sonuna kadar açmıştı. Kendisiyle gurur duyuyordu. “Yaşasın, başardım!” diye bağırdı. Aslında bu, Arda için daha başlangıçtı. Çıkacağı yeni yollar ve kuracağı heyecan dolu hayaller onu bekliyordu.
