Yıldızların Işığı Söner Mi?

Simi yatmadan önce gökyüzüne bakıp yıldızlarla konuşmayı çok severdi. O akşam balkona çıktı. Yüzünü parlayan yıldızlara çevirdi. “Ne kadar uzaktasınız.” diye mırıldandı.
Keşke ona karşılık verebilselerdi.

***

Birden gökyüzü kapkaranlık oldu. Sanki yıldızların ışığı sönmüştü. Yeryüzüne dökülüyorlardı. 

***

Simi yaklaşan bir yıldıza hayretle “Neden düştünüz? Başınıza ne geldi?” diye sordu.

“Işığımızı aramak için yeryüzüne indik.” 

***

“Peki nasıl geri kazanacaksınız?”

“Onu nerede bulacağımızı henüz bilmiyoruz. Yeniden parlamamız için bize yardım eder misin?”

***

“Benim hiç yıldız arkadaşım olmadı. Size nasıl yardım edebilirdim ki?”

“Işığımızı geri kazanmalıyız. Yanımızda ol, ne olur!”

Simi denemek istedi. Teklifi kabul etti. 

***

Dolabından en sevdiği kutuyu çıkarttı. Yıldızları içine yerleştirdi. Okula giderken kutuyu cebine koydu. Artık önemli bir görevi vardı. 

***

Okulda Simi arkadaşlarının tartıştıklarını gördü. Kavga eden insanları hiç sevmezdi. Kutudan sesler mi geliyordu? Merakla kutuyu açtı. Yıldızların simsiyah olduğunu fark etti. Nasıl olduysa renk değiştirmişlerdi.

***

Ders başladı. Kısa bir süre sonra bir arkadaşı “Aaa kar yağıyor!” diye sevinç içinde el çırptı. Heyecanla cama yaklaşıp kar tanelerini izlediler. Simi “Acaba yıldızlar yine renk değiştirmiş olabilirler mi?” diye düşündü. Tekrar kutuya baktı. Bu sefer de renklerinin sarıya döndüğünü gördü. İşte büyük bir ipucu yakalamıştı! 

***

Simi dersten sonra arkadaşlarıyla parka gitti. Salıncakta sallanıp eğlenceli şarkılar söyledi. Kutuya bakma zamanı gelmişti. Yıldızlar nasıl bu kadar çok renk değiştirebiliyorlardı? Şimdi de parktaki ağaçlar gibi yemyeşil olmuşlardı. Bembeyaz olmaları gerekiyordu. Simi, yıldızların neyi sevdiğini bulmalıydı.

***

Eve döndüğünde üzgündü. Işığı nasıl geri getireceğini hala bulamamıştı.  Kapıyı annesi açtı. Hemen kollarını araladı. Simi annesine sarılmayı çok seviyordu. Onu yanaklarından öpüp odasına gitti.

***

Simi şaşkındı. Yıldızlar eski rengine dönüyordu. Beyazlamaya başlamışlardı. Bu iyiye işaretti. Fakat hala ışıl ışıl değillerdi. Acaba yıldızlar annelerini mi özlemişlerdi?

***

Simi renklerin sırrını çözmeye çok yaklaşmıştı. Perdesini araladı. Yüzünü gökyüzüne çevirirken renklerin ne zaman parlaklaştığını hatırlamaya çalıştı.  

***

Evet bulmuştu! Yıldızlar, sevgi dolu anlarda eski ışıltılarına yaklaşıyordu. Sevinçle yatağına uzandı.

***

Ertesi gün Simi’nin doğum günüydü. Ders daha yeni başlamıştı. Kapı çalındı. Anne ve babası ellerinde kocaman bir pasta ile içeri girdiler. Tüm arkadaşları hep bir ağızdan ona doğum günü şarkısı söylemeye başladılar.

***

Simi hem çok şaşırmış hem de çok mutlu olmuştu. Herkesle tek tek kucaklaştı. Ailesinin ve arkadaşlarının karşısına geçip “Sizleri çok seviyorum.” diyerek onlarla duygularını paylaştı. 

***

Birden aklına yıldızlar geldi. Kutuyu açtı. Artık hepsi bembeyazdı. Simi “Yıldızlar, sizi de çok seviyorum.” diyerek zıplamaya başladı. Sonunda ışıklarını geri kazanmışlardı.

***

Yıldızlarla vedalaşma zamanı gelmişti. Simi kutuya baktığında her yerin ışıl ışıl olduğunu fark etti. Pırıltıdan gözleri kamaştı. Onların gökyüzüne gitmelerini izledi. Arkalarından el salladı.

***

Simi artık her akşam gökyüzüne bakıp arkadaşlarını izliyordu. Eğer bir daha ışığı sönen bir yıldız görürse ne yapacağını biliyordu. Onları ne kadar çok sevdiğini haykıracaktı. Sevgi, yıldızların ışığını geri getirirdi.

Photo by Brigitte Tohm on Pexels.com

Yorum bırakın