“Onunla konuşmak istemiyorum.” dedi Beyza. Hızla ellerini bağlayıp koltuğa oturdu.
Babası “Bugüne kadar iyi anlaşıyordunuz. Arkadaşın şimdi sana ne yaptı?” diye sordu.
“Benim yaptıklarımı küçümsüyor. Bunu hep yapıyor. Artık onunla görüşmeyeceğim işte!”
Beyza çok kararlıydı. Pelin ile aynı sınıftaydı. Onunla ne zaman oyun oynamaya kalksa kendini kötü hissediyordu. Beyza’ya “Hızlı değilsin.”, “Koşamıyorsun.”, “Böyle oynayacaksan hiç oynama.” gibi onlarca söz söylemişti şimdiye kadar. Bir daha onunla konuşmayacaktı işte.
Hızlı hızlı nefes alırken kararını vermişti. Pelin, bir kere bile yaptığını beğenmemişti. Aslında iyi ya da kötü oynadığına bakılmadan isteyen herkes aralarına katılabilirdi. Tek amaçları vardı. O da eğlenmekti.
Pelin, oyundan sonra eve gittiğinde onu karşılayan olmadı. Odasına geçti. Kıyafetlerini değiştirmeden yatağın üstüne bıraktı kendini. Çok yorulmuştu. Akşam yemeği için mutfağa geçtiğinde annesi konuşmaya başladı.
‘’Bugün öğretmenin aradı. Okuldaki arkadaşlarına kötü davranıyormuşsun. Bir kere de sorun çıkartma Pelin! Niye sen böyle oldun anlamıyorum ki!’’
Annesi sustuğunda babası devam etti. ‘’Kimseyle anlaşamıyorsun. Düzelt artık kendini!’’
Pelin ağlamamak için zor dayandı. ‘’Etrafımda beni seven hiç kimse yok.’’ diye mırıldandı. Anne ve babası onu sürekli azarlıyordu. Evdekiler, okuldakiler herkes ondan şikayetçiydi. Fakat onu hiç kimse düşünmüyordu. Sessiz bir öfkeyle masadan kalktı. Odasına gitti. Kapıyı sert bir şekilde çarptı. Sonsuza kadar ağlamak istiyordu. Kimse ona dokunmasın yeterdi.
Ertesi gün istemeye istemeye okula gitti. Arkadaşları ile selamlaşmadan sırasına oturdu. Artık kimseyle konuşmayacaktı. Kararını vermişti. İstemiyordu, konuşmayacaktı işte. Beyza’nın oturduğu sıra sınıfın diğer tarafındaydı. O da kimseyle ilgilenmiyordu.
Asu öğretmen sınıfa girdi. Öğrencilerin yaşadıkları anlaşmazlıkları çözmek için bir fikri vardı. ‘’Çocuklar, bugün hep birlikte çok değişik bir oyun oynayacağız. Hazır mısınız?’’ diye sordu. Birden sınıftakiler hareketlendi. ‘’Hadi hemen başlayalım.’’ diyenler de vardı, ‘’Of ne oyunu ya!’’ diyenler de. Asu öğretmen kuralları anlatmaya başladı.
‘’Yer değiştirme oyunu bu!’’
‘’Sıramızı değiştirince ne olacak ki?’’ dedi bir öğrenci.
‘’Oturduğunuz yeri söylemiyorum. Düşünün bakalım. Size nasıl davranılmasını isterdiniz? Hayatınızda ne değişsin, onu konuşacağız.’’
‘’Kim kötü davranılsın ister ki? Çok iyi bir hayatım olsun isterdim.’’ dedi başka bir öğrenci.
‘’Mesela ailelerinizden, öğretmenlerinizden ya da arkadaşlarınızdan nasıl davranmalarını beklerdiniz?’’
‘’Evde beni sürekli azarlıyorlar. Yaptığım hiçbir şeyi yeterli bulmuyorlar. Keşke benim ne hissettiğimi düşünselerdi.’’ diye sürdürdü konuşmasını bir çocuk.
Arka sıradan biri ekledi ‘’Sürekli başarılı olmamı bekliyorlar. Yoksa beni sevmeyeceklermiş gibi hissediyorum.’’
Asu öğretmen ‘’Yetişkinler de bazen hatalı davranabilirler. Sizi kırdıklarında veya değersiz hissettirdiklerinde bunu mutlaka onlara söyleyin. Büyüklerin bunları hatırlamaya ihtiyaçları olabilir.’’ diye ekledi. Öğrenciler bir yandan sorunun cevabını düşünüyorlardı. Ne de olsa isteyecek onlarca şey vardı. Bir süre sonra sesler yükselmeye başladı. ‘’Benim ne istediğimi sorsunlar.’’, ‘’Beni daha çok sevsinler.’’, ‘’Benimle ilgilensinler.’’ diyenler oldu. Herkes anlaşılmak, daha çok sevilmek istiyordu.
Beyza söz aldı. ‘’Kimse kimseye kızmasın. Konuşurken seslerini yükseltmesinler. Ortada bir neden yokken eleştirilmek beni çok üzüyor. ’’ dedi. O da arkadaşlarından farklı düşünmüyordu. Ardından Pelin ‘’Biraz anlayışlı olsunlar. Her konuda en iyi olmamı beklemesinler.’’ diye açıkladı düşüncesini. Pelin ve Beyza farklı kararlar almış olsalar da onları birleştiren bir konu vardı. İkisi de daha çok ilgi ve sevgi bekliyordu. Her şey hayallerindeki gibi olsa belki o zaman yer değiştirme oyununa gerek kalmazdı. Dersten sonra Pelin ayağa kalktı. Koridora çıkarken oynadıkları oyun aklına takıldı. Aslında arkadaşları iyi insanlardı. Onlarla geçinmenin bir yolunu bulabilirdi.
