Bir, İki, Üç

Ayla ve Çağla çok iyi iki arkadaştı. En sevdikleri şey masmavi denizde taş sektirmekti. Ne zaman sınavdan düşük not alsalar üzüntülerini unutmak için sahile giderlerdi. Yaşadıklarını hemen birbirleri ile paylaşırlardı. Denize en son geldiklerinde köpük köpük dalgalar sahile vurmaya başlayınca Çağla ıslanmamak için geriye adım attı. Yerden aldığı taşı üç kere sektirmeyi başardı. Kumların üstünde sevinçle zıplarken gözü masmavi sulara, kıyıdan bile gördüğü balıklara ve denizin üstünde oynayan kuşlara takıldı. Ayla, upuzun örgü saçlarıyla yanında duruyordu. O da neşeli sesiyle ‘’İşte geliyor!’’ diyerek elindeki taşı ileri salladı. 

O gün matematik sınavından ikisi de zayıf not aldığını öğrendi. İşin doğrusu çok da çalışmamışlardı. Derste öğrendiklerinin yeteceğini düşünmüşlerdi. Ne zaman sınava hazırlanmak için kitaplarını açsalar, başaramayacaklarını düşünüp çabucak geri kapatırlardı. Yine de düşük not almak morallerini bozmuştu. Okuldan çıkışta göz göze geldiler, konuşmadan sahile inen yola doğru yürüdüler. Denizin uçsuz bucaksız kollarında koşmayı hayal ettiler. Yolu döner dönmez neye uğradıklarını şaşırdılar. Nasıl olur? Deniz nereye gider? Hızla kumların üstünden atlayarak eskiden denizin başladığı ama bugün yerinde yeller esen noktaya geldiler. Göğün çizgisine kadar gözlerinin gördüğü her yer kupkuruydu. Sular çekilince geride kumlar ve insanların denize attıkları çöpler kalmıştı. Çağla sesinin titremesine engel olamayarak ‘’Deniz bizden kaçtı!’’ diyerek ellerini iki yana açtı. Gözlerini kırpmadan birbirlerine baktılar. Onsuz bir hayat düşünemiyorlardı. Ayla ‘’Neredeysen dön!’’ diye haykırdı. Sesi adeta gökyüzünde inledi. 

Sözü biter bitmez kocaman dalgalar onlara doğru gelmeye başladı. Her yer hızla suyla doldu. Saniyeler içinde kumlar görünmez oldu. Sanki bir boru patlamış da içindekiler kontrolsüzce etrafa saçılıyordu. Ayla ve Çağla korkuyla arkalarını dönüp koşmaya başladılar. Sular evlerin olduğu sokaklara kadar yayıldı. Kaçmak için artık çok geçti. Sanki kıyıda değil de denizin açıklarında derinlerde bir yerdeydiler. Ayakları zemine değmiyordu. Kulaç atmaya çalışsalar da boylarını aşan dalgalarla baş etmek hiç kolay değildi. Suyun üstüne çıktıklarında derin nefesler almaya çalıştılar. Çağla ‘’Korkuyorum. Niye kimse yardım etmiyor? İmdat!’’ diye çığlık attı. Buradan bir an önce kurtulmak ve sıcacık yatağına dönmek istiyordu. Uzaklardan onu duyan Ayla kendini daha fazla tutamadı, ağlamaya başladı. Gözlerinden akan yaşlar denizin tuzlu sularına karıştı. Onlara yardım edebilecek birini görebilmek umuduyla yeniden etrafına baktı. Kimsenin olmadığını fark edince daha da üzüldü. Çağla ‘’Ben her zaman senin yanındayım!’’ diye bağırdı. Defalarca su yutmuşlardı. Artık kollarını kaldırmaya güçleri yoktu. Çağla daha fazla dayanamadığı için gözlerini kapadı. O an sıcacık bir elin onu sarstığını hissetti. Kulağına bir ses geldi.

‘’Hadi kızım, kalk! Üstün ıpıslak olmuş. Sen denize mi girdin? Kaç kere söyledim, eve gelir gelmez üstünü değiştir diye.’’

Çağla gözlerini kırpıştırırken ‘’Evde miyim? Ayla nerede? Yoksa kurtulduk mu?’’ diye sayıklamaya başladı. 

‘’Ayla’nın annesi biraz önce aradı. O da gelir gelmez senin gibi uykuya dalmış. Birlikte neler yaptınız?’’ 

Çağla kendine gelmeye çalışırken ‘’Hepsi matematik yüzünden! Bizim bir suçumuz yok.’’ diye mırıldandı. Çok yorulmuştu. Sınava çalışmak kesinlikle bundan daha kolaydı. Gözlerini yeniden kapadı. Ayla’yı orada tek başına bırakamazdı.

Photo by Skyler Ewing on Pexels.com

Yorum bırakın