Sonunda o gün geldi! Hayallerini süsleyen lunapark artık kasabalarındaydı. Güneş ışıl ışıldı. Tanem, üstüne mavi pantolonunu ve beyaz tişörtünü geçirdi. Bunlar en sevdiği kıyafetleriydi. Bulutların her gün gökyüzünde oynadıkları yer değiştirme oyununa bayılıyordu, mavinin tüm tonlarına olan sevgisi aslında buradan geliyordu. Heyecanla sokağa adımını attı. Lunaparkı uzun süredir beklediği için yapmak istediği çok şey vardı. Eğlenceli bir gün geçireceğinden emindi. Mahallede herkes birbirini az çok tanırdı. İnsanlar her karşılaştıklarında mutlaka birbirlerine ‘’Nasılsın?’’ diye sorarlardı.
Birden güneşin bulutların arkasına saklandığını fark etti. Gökyüzü rengini kaybetmiş, kapkara olmuştu. O an bakışlarını kendine çevirdi. Pantolonun rengi değişiyordu. Yavaş yavaş solduğu dikkatinden kaçmamıştı. Şaşkınlıkla ‘’Pantolonuma ne oluyor böyle?’’ diye haykırdı. Kasabada neler yaşanıyordu? Tanem sokakta yürürken yanından geçen insanların yüzlerine baktı. O ana kadar kimseyle göz göze gelmediğini ve ona selam vermediklerini hatırladı. Bu işte bir terslik vardı. Etrafı dikkatle inceledi. İnsanlar yere bakarak yürüyorlardı. Kimse gülmüyordu. Sokağın köşesinden dönen Neriman teyzenin ona doğru geldiğini gördü. ‘’Merhaba’’ diye seslendi. Sesini duyuramadı. Koşarak yanına gitti.
‘’Neriman teyze beni duymadın. Nasılsın?’’
Kadının suratı asıktı. Yüzünde mutlu olduğuna dair hiçbir belirti yoktu.
‘’Üzgün müsün Neriman teyze? Bir şey mi oldu?’’
‘’İyiyim Tanem. Ben her zaman böyle değil miyim?’’ diye sordu.
Yanılıyordu, Tanem onu hiç böyle görmemişti. Birkaç dakika sonra okuldan arkadaşı Mert’in de yanından geçip gittiğini gördü.
‘’Hey Mert! Beni görmüyor musun? Neden bir şey söylemedin?’’
‘’Fark etmemişim kusura bakma.’’
Mert sınıfın en eğlencelisi idi. Esprileriyle derslerde arkadaşlarını güldürürdü. Tanem onu bu kadar üzgün gördüğünü hiç hatırlamıyordu. Telaşla ‘’Niye herkes mutsuz?’’ diye düşündü. Hızla yürümeye devam etti. Yanından geçerken denize baktı. O da ne? Masmavi sular rengini kaybediyordu, çamur gibi bulanık bir görüntüsü vardı. Denizin üstünde bir tane bile kuş yoktu. Balıkçılar ise denize açılmak yerine kıyıda duruyordu. Gökyüzünde ve denizde hayat durmuştu sanki. Tanem ‘’Neler oluyor? Buraların neşesi kaçmış!’’ diye bağırdı.
Koşarak eve gitti. Belki anne ve babasından olanları öğrenebilirdi. İçeri girdiğinde gözlerini kırpmadan televizyon izlediklerini gördü. Duyduklarının şaşkınlığı yüzlerinden okunuyordu. Hemen yanlarına oturdu. Dinledikleri haber kasabada neler olduğunu anlatıyordu.
Sevgili seyirciler, mavi renk bugün aramızdan ayrıldı. Yaptığı açıklamada ‘’Her şey çok değişti. Olduğum hiçbir yer artık temiz değil. Tek bir isteğim var. O da insanların çevreyi kirletmeye son vermesi.’’ dediği öğrenildi.
Sunucu hemen sıradaki habere geçti. Kaybolan mavi haberi için sadece birkaç dakika ayrılmıştı. Fakat Tanem’in aklı hala önceki haberdeydi. Üstelik mavi tek başına değil insanlara hissettirdiği neşesini de alıp uzaklara gitmişti. Mutlaka bir şey yapmalılardı. Onu geri getirmekten başka bir çareleri yoktu. Mavi renkten yoksun bir hayatın çok sıkıcı olacağı kesindi. Zaten insan sevdiği bir şeyden bu kadar çabuk vazgeçebilir miydi?

Neşemiz hiç eksilmesin. Renklerimiz bizi bırakıp gitmesin 🙏🏻 Kalemine, kalbine sağlık 💖
BeğenLiked by 1 kişi