Tuna arkadaşlarıyla birlikte eğlenerek dolaşmayı çok severdi. Fakat pandemi yüzünden dışarı çıkamamak tüm keyfini kaçırmıştı. Okul gezilerinin yeniden başlaması en büyük hayaliydi. Arkadaşlarından uzakta kalmak hiç hoşuna gitmemişti. Babası bir gün sanal gerçeklik gözlüğü almaya karar verdi. İşte bu, tüm sıkıntısını gidermeye yetecek bir haberdi. Gözlüğü alır almaz heyecanla kafasına geçirdi, ilk bulduğu şehir gezme oyununu açtı. Açılan ekranda yok yoktu. Tarih, doğa, deniz, orman, bir şehirde ne arıyorsa hepsi elinin altındaydı. ‘’Ne çok seçenek varmış. En iyisi rastgele bir tuşa basayım.’’ diye mırıldandı. Gözlerini kapayıp saniyeler için nerede olacağını merakla beklemeye başladı. Kalp atışlarının hızlandığını hissetti. Tuna gözlerini açtığında bir çizginin tam ortasındaydı. Hayretle etrafına bakındı. Yerler kare şeklindeki kaldırım taşlarıyla döşeliydi. Sokak boyunca ilerleyen insanlardan kahkaha sesleri geliyordu. Çizginin üstündeki ‘’Saraybosna, medeniyetlerin buluştuğu yer’’ notu dikkatini çekti.
‘’Hangi ülkeye geldim?’’ diye düşünürken Bosna-Hersek bayrağını gördü. Çok da uzağa gitmiş sayılmazdı. Çizginin doğusundaki çarşının çok tanıdık olduğunu fark etti. Yan yana sıralanmış hediyelik eşya satan dükkanlar, hanlar, hamamlar, camiler ona yaşadığı yerleri hatırlattı. Fakat diğer yön farklı binalarla çevriliydi. Orada neler olduğunu merak ederek ilerlemeye başladı. Yükselen apartmanların dantel gibi işlenen duvarları vardı. Üstlerinde yer alan heykeller çok gösterişliydi. Bir adımla değişen çevre ilgisini çekti. Evlerinin salonunda olmasına rağmen dakikalar içinde bambaşka bir ülkeye adım atmıştı.
Hangi sokaktan ilerleyeceğine karar verirken bir ses duydu. Bu hırlamayı nerede olursa tanırdı. Sokaklarında onu ne zaman görse havlamaya başlayan köpek her defasında korkmasına neden oluyordu. Arkasını döndüğünde bir an onu görür gibi oldu. Karşısındaki kocaman köpeğin salyaları yerlere akıyordu. “Keşke arkadaşlarım yanımda olsaydı, o zaman bu işin üstesinden birlikte gelirdik.” diye düşündü. Şimdi koşmaktan başka çaresi yoktu. Tuna’nın harekete geçtiğini gören köpek onu takip etmekte gecikmedi. İlk gördüğü sokağa saptı, yokuş yukarı nefesi kesilene kadar koşmaya başladı. Eski, yıkık binaların arasında dolaşırken bir harabe gözüne çarptı. Burası savaştan kalma bir yere benziyorduö duvarları delik deşikti. Üzerinde “O günleri unutma” yazıyordu. Tuna kapısı açık olan binaya hızla girdi. Merdivenleri atlaya atlaya üst katlara doğru ilerledi. Köpek hala arkasındaydı. Hiç yorulmadan onu buraya kadar takip etmişti. Katın en sonuna kadar ilerledi. Dizleri titriyordu. Aklından hızla neler yapabileceğini geçirdi. Ya aşağı atlayacaktı ya da köpekle karşı karşıya kalacaktı. Yine sokaklarındaki o köpeğin paçasına yapıştığında ne kadar çok bağırdığını hatırladı. O zaman da yanında kimse yoktu. Aynı duyguyu bir daha yaşamak istemiyordu. “Nasıl olsa bir oyundayım.” diyerek kendini sakinleştirdi. Tüm gücüyle sokağa doğru atladı.
Adeta filmlerde gördüğü sahnelerden birindeydi. Tuna bu anın tadını çıkartmak istedi. Kullandığı cihaz bir gözlükten fazlasıydı. İsterse hızını bile ayarlayabiliyordu. Bir tuşa basarak oyunu yavaşlattı. Ağır çekimde düşerken rüzgar saçlarını havalandırdı. Şehrin üstünden süzülürken gözü iki kıyıyı birbirine bağlayan eski köprülere takıldı. Ağaçlarla çevrili parkta sarıdan kırmızıya dönen yaprakları seyretti. Manzaraya dalmışken birden yere yaklaştığını fark etti. O an oyuna Ege Kar adında bir karakterin katıldığını gördü. Nasıl olur? Yoksa bu, okuldan arkadaşı Ege miydi?
Şaşkınlığını gizleyemeyerek “Aa, Ege sen de mi buradasın? Bu oyunu oynadığını bilmiyordum.” dedi.
“Evet, ben hep buralardayım. Aramıza hoşgeldin! Yoksa sen de mi köpeğe yakalandın?”
“Dev gibiydi. Çok korktum. Gözümü karartıp atladım.”
Yere yumuşak bir iniş yaptılar. Birbirlerini çok özledikleri her hallerinden belliydi. Tuna ‘’Babam iyi ki bu gözlüğü almış.’’ diye düşündü. Oyundaki karakterleriyle de olsa sıkıca sarıldılar. Ege “Hadi yola birlikte devam edelim.” teklifinde bulundu. Tuna hiç düşünmeden “Evet” diye yanıtladı. Eski günlerdeki gibi arkadaşıyla yan yanaydı. Bu hissi hatırlamak hoşuna gitti. Tuna burada onu bulduğu için çok mutluydu. Arkadaşı Ege ile her maceraya vardı. Birlikte gidecekleri bir sonraki şehri seçmek için ekrandaki listeye hızla göz attılar. Dokundukları her seçeneğin yanında orayla ilgili resimler vardı.
Ege heyecanla bir tuşa dokundu. “Dağa tırmanmak ister misin? Hiç durmadan koşarız. Yorulunca atlayıp nehirde yüzeriz. Ne dersin?” diye sordu. Tuna sanal dünyanın bu hareketliliğine henüz alışamasa da birlikte her şeye varım dercesine kafasını salladı. Mostar seçeneğinin üzerine geldi ve “Tamam” tuşuna bastı. Şimdi sıra dağlarda yaşayacakları yeni maceradaydı.
