Beklenmeyen Haber

Arda okula gitmek için erkenden kalktı. Üstünü giyer giymez mutfağa geçti. Dolaptan Zeytin’in mamasının bulunduğu kabı aldı, çantasına attı. Her sabah yaptığı gibi yürüme mesafesindeki okuluna gitmek için artık hazırdı. Sokağa çıkınca gözleri onu aradı. Zeytin tüm işi onu okula bırakmakmış gibi başı önde, kuyruğunu sallayarak yanına yaklaştı. Arda bir yandan günlerdir aklından çıkmayan şarkıyı mırıldanıyordu. Birlikte kaldırımları bir bir atladılar. Ağaçların etrafından dolaştılar. Zeytin’in simsiyah gözleriyle ona baktığını fark edince durdu. Çantasındaki mamayı çıkarttı. Zeytin bir çırpıda önündekini silip süpürdü. Daha yok mu dercesine ona bakan bu hali çok sevimliydi. 

Sakin sakin kaldırımdan devam ediyorlardı. Yol ayrımına geldiklerinde Arda hızla gelen arabayı gördü. Hemen geri adım attı. Kaldırıma döndü. Arabayla aralarında neredeyse milimetrik bir boşluk kalmıştı. Ucuz atlattım diye düşünürken birden fren sesini duydu. Sahi Zeytin neredeydi? Kaşla göz arasında kaçmış olabilir miydi? Arda duran arabaya döndüğü an Zeytin’in bir köşeye savrulduğunu fark etti. Acıyla inleyişi kalbini altüst etti. O an birlikte geçirdikleri sabah yürüyüşleri zihninden bir bir geçti. Telaşlı halini gören sürücü onları en yakındaki veterinere götürdü. Acısını dindirmek için başını okşarken hep iyi olmasını diledi. 

Ağlamak istiyordu. Fakat çevresinde insanlar vardı. Arkadaşları onun ne zaman üzüldüğünü görseler ‘’Erkek adam ağlamaz. Ne bu halin?’’ derlerdi. Bu yüzden adı okulda ‘’Sulu göz’’e çıkmıştı. Arda o an ağlamamak için kendini zorladı. Şu an zamanı değildi. Sahi kızlar gibi erkekler de ağlasa ne olurdu? Veterinerin yanına geldiğini gördü, kendini toparlamaya çalıştı.

‘’Arda merak etme, köpeğinin durumu şimdi iyi.’’

‘’Gerçekten mi? Bir şeyi yok değil mi? Peki hemen çıkabilir miyiz?’’

‘’Tedavisini yaptım. Fakat biraz dinlenmesi gerekiyor. Sen okuluna git. Arkadaşına burada ben bakarım.’’

‘’Çok teşekkür ederim. Yoksa aklım ondan kalacaktı.’’

‘’Bugün okulun son günü değil mi? Hadi çık yoksa geç kalacaksın.’’

Arda önce Zeytin’in yanına gitti. Yumuşacık tüylerini okşadı. Başına bir öpücük kondurdu. Veterinere el sallayıp yola koyuldu. Artık karne almaya gidebilirdi. Okula başladığından beri sınıf öğretmenleri hiç değişmemişti. Derslerini ilgiyle takip etmesinde Bahadır öğretmeninin sakin, anlayışlı ve sevgi dolu hallerinin etkisi büyüktü. Okulda onu sevmeyen birini bulmak çok zordu. Koşarak sınıfa girdi, yerine oturdu. Karnelerin dağıtım zamanını yakalamıştı. Herkes notlarını pür dikkat incelerken Bahadır öğretmen söze girdi. ‘’Çocuklar burada sizlerle çok güzel yıllar geçirdim. Hepinizi ne kadar sevdiğimi biliyorsunuz. Sizinle bir haber paylaşmam gerekiyor. Artık yaşlandım. Emekli oluyorum. Önümüzdeki sene derslerinize çok seveceğiniz başka bir öğretmen gelecek.’’ dedi.

Sınıf sus pus oldu. Böyle bir şey beklemiyorlardı. Kimse Bahadır öğretmenin yerini tutamazdı. Arda yeni birini istemiyordu. Aslında daha genç sayılırdı, niye çalışmayı bırakıyordu ki? Ön sırada oturan arkadaşı ağlamaklı bir sesle ‘’Gitmek zorunda mısınız? Bizi bırakmayın.’’ dedi. Yerinden kalktı. Kollarını kocaman açarak Bahadır öğretmene sarıldı. Onun bu halini gören diğer arkadaşları da yanlarına koştu. Sınıftaki tüm çocuklar etrafını sarmış gitmemesi için onu ikna etmeye çalışıyorlardı. Bahadır öğretmen günlerdir bu anı hayal ediyordu. Çok sevdiği öğrencilerinden ayrılacak olmak onun için çok zordu. Çocukların ‘’Gitmeyin!’’ sözleri onu daha da duygulandırdı. Tüm sınıfa dönüp ‘’Çocuklar sizleri çok seviyorum.’’ derken gözlerinden yaşlar akıyordu. Bahadır öğretmenin ağladığını saklamaması Arda’nın dikkatini çekti. Hem bu beklenmeyen ayrılığın hüznü hem de sabah yaşadığı olay Arda’yı çok sarsmıştı. Daha fazla kendini tutamayacağını anladı. Yanaklarından yaşlar süzülürken ‘’Sizi hiç unutmayacağım.’’ diye karşılık verdi. Kollarını öğretmenine sıkıca sardı. Belki de erkeklerin ağlaması sanıldığı kadar kötü bir şey değildi. 

Photo by Antoni Shkraba on Pexels.com

Yorum bırakın