Çocuk Muyuz Biz?

Erdi taşımakta zorlandığı sırt çantasını ‘’Bunlar çok ağır ya!’’ diyerek hızla odasının bir köşesine fırlattı. Okul kitapları, defterler, proje malzemeleri, boyalar, kalemler, spor kıyafetleri… İçinde o kadar çok şey vardı ki! Birden savrulan çantasından düşen not kağıdı gözüne çarptı. Tek hareketle arkasını döndü. Yerde duran kağıdı aldı. Kargacık burgacık el yazısını okumaya başladı.

‘’Kendine çok güvenme!!’’

Erdi bunun kime ait olduğunu biliyordu. ‘’Bu, Arda’nın işi. Sözde beni korkutmaya çalışıyor.’’ diyerek kağıdı odanın en uzak köşesine attı. Arkasından ayağını havaya savurdu. Arda geçen hafta ders çıkışı koridorda onu görünce hızla yanına geldi. Bakışlarını ona dikerek ‘’Arka sokağa gel!’’ deyip sert adımlarla yanından uzaklaştı. Erdi duyduklarını umursamadı. Ders bittikten sonra okulun bahçesinden çıktı. Her zaman gittiği yöne yöneldi. Çok geçmeden Arda’nın ‘’Nereye gittiğini sanıyorsun.’’ diyen sesiyle irkildi. Ondan korkmayan birini görmeye tahammülü yoktu. Erdi’nin onunla herhangi bir sorunu olmamasına rağmen günlerdir kendisine tehditler savurup duruyordu. Anlaşılan Arda bu sefer kafayı ona takmıştı. 

Erdi’nin tek ilgilendiği şey eğlenceydi. Koridorlarda kayıyor, merdivenlerden atlamaya bayılıyordu. En sakin anlarda durduk yere zıplıyor, okulda kalabalık koridorlardan geçerken herkese çarpıp duruyordu. Enerjisi bir türlü bitmek bilmiyordu. Bu yüzden öğretmen ders sonunda sahadaki topları ona toplattırıyordu. İşi uzayıp bir sonraki derse geç gelse de kimse ona kızmıyordu. Erdi’nin yüksek enerjisine ne kadar az maruz kalırsa okuldakiler için o kadar iyiydi. 

Arda ise onun tam tersiydi. Kimseyle konuşmaz, dikkat çekmemek için gerekmedikçe hareket etmezdi. Eve gittiğinde her zaman olduğu gibi onu karşılayan olmadı. Annesi iki işte birden çalıştığı için onu çok görmüyordu. Babası ise genellikle sabaha karşı gelirdi. Karanlıkta duvarlara çarpa çarpa yürüdüğü için Arda uykusundan sıçrayarak uyanırdı. Sabah karşılaştıklarında ise göz göze gelmeden evden çıkarlardı. Ailesi ile hiçbir zaman yakın oldukları söylenemezdi. Okulda da onu gördüğüne sevinen birini bulmak çok zordu. Bazen yanından geçenler başını diğer yöne çeviriyor bazen de ‘’Aman bize bulaşmasın.’’ mırıldanarak yanından uzaklaşıyorlardı.

Ertesi gün okul girişinde yine Erdi’yi gördü. Kararlı bir sesle ‘’Hey dursana!’’ diye seslendi. 

Erdi ‘’Ne istiyorsun? Söyle de rahatlayalım.’’ diye söze girdi.

‘’Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun böyle?’’

‘’Sürekli arkamdan bağırmandan sıkıldım.’’

Arda kaşlarını kaldırarak ağır adımlarla Erdi’ye doğru ilerledi. 

‘’Sen bu cesareti nereden buluyorsun? Canına mı susadın?’’ diye tısladı. 

O an Erdi’nin aklına bir fikir geldi. ‘’Akşam mahalledeki sahada buluşalım mı? diye sordu.

‘’Orada mı dövüşeceğiz?’’

‘’Teke tek basket maçı yapacağız. Ne istiyorsan ondan sonra konuşuruz.’’

Arda ‘’Oğlum senin oyundan başka derdin yok mu? Çocuk muyuz biz?’’ diye karşılık verdi. Kendisine güveniyordu. ‘’Tamam, seni bu şekilde hizaya getiririm o zaman.’’ diyerek uzaklaştı.

Akşam sahadaki yarış hız kesmeden başladı. Erdi cambaz gibi topun etrafında dönüyor, elinden çıkmasına izin vermiyordu. Arda oyunun başında hakimiyeti ona kaptırdığı için sinirliydi. Topu kapmak için sert ataklarda bulundu. Israrla Erdi’nin üstüne yürüdü. Onu köşeye sıkıştırdığı bir anda havada dönen topu yakalamaya çalışan Arda dengesini kaybetti. Elleri havada asılı kaldı. Düşmekten kaçamayacağını anladı. Saniyeler içinde zemine devrildi. Bacağını tutarak ‘’Kahretsin! Dikkat etsene!’ diye haykırdı. Erdi gözlerini fal taşı gibi açmış ona bakıyordu. Her şey çok hızlı gelişmişti. Ambulansı aramaktan başka bir çare aklına gelmedi. 

Hastanede yapılan ilk kontrolün ardından doktor ‘’Testlerin sonuçları gelene kadar seni burada misafir edeceğiz. Annen ya da babana haber ver istersen.’’ dedi. Verilen ilaçlar ağrısını şimdilik dindirmişti. Arda önce annesini aradı. Fabrikada çalışırken telefonu yanına almasına izin verilmiyordu. Tahmin ettiği gibi annesi telefonu açmadı. Ardından babasını aradı. Telefon çalmıyordu. Muhtemelen şarjı bitmişti. Ne zaman yardıma ihtiyacı olsa o gün olduğu gibi sanki herkes ortadan kayboluyordu. Arda’nın sessizliği Erdi’nin dikkatinden kaçmadı. O an ‘’Ben yanında kalırım. Merak etme.’’ diye ortaya atladı. Arda, ‘’Başımın çaresine bakarım.’’ dese de Erdi ‘’Arkadaşlar bugünler içindir. Sonra ödeşiriz.’’ diyerek yatağın başındaki koltuğa oturdu. Arda ‘’Arkadaşlar mı?’’ diye mırıldandı. Bunun nasıl bir duygu olduğu konusunda en ufak bir fikri yoktu. O gün, yapayalnız olduğunu sandığı bu dünyada bir arkadaşı olduğunu öğrendi. Bu, Arda’nın tahmin ettiğinden de güzel bir histi.

Photo by Trinity Kubassek on Pexels.com

Yorum bırakın