Herkes Kedi Sever Mi?

Bir çırpıda ‘’Onların bize hiçbir zararı dokunmaz ki! Ne olur eve alalım. Ben bakarım. Söz veriyorum.’’ dedim. Fakat söylediklerimin annem üzerinde bir etkisi olmadı. Hem küçücük bir kedi, evi ne kadar dağıtabilir ki? Belki biraz tüy döker. Onu da ben toplarım. Bu, annemin ilk hayır deyişi değildi. Geçen sene bir gün yan komşumuz Can’lara gittim. Yeni sahiplendikleri pamuk tüylü kedisi halının üstüne uzanmış bize bakarken ‘’Onunla ilgilenmeye fırsatım olmuyor. Sınav senesi biliyorsun. Bir süreliğine ona sen bakmak ister misin?’’ dedi. Böyle bir teklifi hiç beklemiyordum. Havalara uçtum. Yaşasın artık benim de bir hayvan arkadaşım olacaktı. Hem bu sefer şans ayağıma gelmişti. ‘’Acaba ona balkonda mı bir yer hazırlasam? Üşür mü ki? Peki ya canı sıkılırsa? Odama alsam olur mu?’’ diye düşünmeye başladım. 

Sevinçle eve vardım. Ağzım kulaklarımdaydı. Annem bu halimi görünce gülümsedi. ‘’Neler yaptınız?’’ diye sordu. ‘’Anne biliyor musun Can kedisini bana vermeyi teklif etti? Alırız değil mi?’’ deyip sustum. Hiç ses çıkartmadan vereceği cevabı merakla beklemeye başladım. ‘’Bu, büyük bir sorumluluk. Bu sene derslerin yoğunlaşacak. Şimdi sırası değil!’’ dedi. Hayır, asıl tam da şimdi sırasıydı.

Bu olayın üstünden koskoca bir yıl geçti. Hem bu arada ben de büyüdüm. Artık dokuz yaşındayım. Bahsettiğim kedi genelde bahçemizin köşesinde duruyor. Birkaç ay önce iki tane yavrusu oldu. Geçen gün onlara süt bıraktım. Küçük olanlar minicik adımlarıyla bana doğru koşmaya başladı. Önlerine koyduğum sütü hızla içtiler. O esnada anne kedi yanımıza yaklaşmadan bizi köşeden izlemeye devam etti. 

Aradan birkaç gün geçtikten sonra annemle camın önünde durmuş yağmuru izliyorduk. O an korkak gözlerle çevreye bakınan anne kediyi fark ettik. Bahçenin köşesinde duran mamaları alıp başka bir yere taşıyordu. Onları nereye götürdüğünü merak ettik. ‘’Neden önce kendi yemiyor?’’ diye sordum. Uzun uzun düşündü. Galiba kediyi anlamaya çalıştı. Sonra sessizce ‘’Belki yavrularına götürüyordur.’’ dedi. Annemin yüzü yumuşamıştı sanki. Bu fırsatı kaçıramazdım. ‘’Peki her gün nasıl yemek buluyor?’’ diye sordum. Annem gözlerini kediden ayırmadı. Sessizce onu izlerken köşeden çıkan yavrularını gördük. Taşıdığı mamayı onların önüne bıraktı. Onlar yerken anne kedi izledi.

Ertesi sabah apartmandan çıkarken anne kediyi kapının hemen dışındaki paspasın üstünde yavrularını korur halde uyurken bulduk. Yağmur hala dinmemişti. Bahçe ıpıslaktı. Onlar için paspasın üstü en kuru yerdi. Gözlerimi kocaman açarak anneme baktım. Hiçbir cümle kurmadım. Fakat annem gözlerimle söylemek istediklerimi duymuş olmalı. ‘’Bu konuyu bir düşünelim.’’ dedi. Bu benim için büyük bir işaretti. Artık her gün anne kedinin yavrularını nasıl koruduğunu konuşuyor, onlara bırakacağımız mamayı birlikte hazırlıyorduk. Annemin kalbine giden yolu sonunda bulmuştum.

Bir hafta sonra yavru kedilerden biri bizde, diğeri Can’lardaydı. Anne kediyi ise bir diğer komşu sahiplendi. Kedimin adını Pati koydum. Yumuşacık tüylerini okşamaya bayılıyorum. Evde kendine bir köşe buldu. Bütün gün koltuğun arkasında yatıyor. Uykusu geldiğinde patilerini uzatıp geriniyor, sonra başını yana çevirip uykuya hazırlanıyor. Onu kucağıma aldığımda kafasını kaldırıp bana bakması o kadar tatlı ki! Bu halini gördükçe annemle birbirimize bakıp bakıp gülümsüyoruz. Eminim ikimizin de aklından aynı şeyler geçiyor.

Photo by Wojciech Kumpicki on Pexels.com

Yorum bırakın