Kırık Pastel Boya

Yılın en heyecanlı günü gelip çattı. Dilek perisi Nunu’nun en yoğun zamanı. Çünkü bugün nisan ayının son günü. Bora sabah erkenden kalktı. Resim defterinden bir sayfa kopardı. Eskimesine rağmen vazgeçemediği kırık pastel boyalarla dolu kutuyu eline aldı. Beyaz, mavi, siyah ve gri renklerini seçti. Antartika’yı anlatacağı resmi için ilk çizgiyi atmaya hazırdı. Küçükken izlediği çizgi filmdeki penguenlerin bunda payı büyüktü. Dünyanın bir ucuna gitmek istiyordu. Başka hiçbir konu, karşılaştığı herhangi bir sürpriz ya da aldığı hediye onu bu kadar heyecanlandırmıyordu. 

Kardeşi Oya ise o sene odayı kaplayacak büyüklükte, upuzun bir çikolata kulesi istiyordu. Ağzı sulanarak resmi tamamladı. Geçen seneki isteği ise ışıltılı, kırmızı bir elbiseydi. Rüyasına kavuşunca bütün yazı aynı kıyafetle geçirdi. Bu renk ona çok yakışıyordu. 

Nunu tüm hayalleri gerçekleştirmek için o kadar çok çalışıyordu ki en sevdiği elmalı kurabiyeleri yemeğe bile vakti yoktu. İşini yaparken basit bir kuralı vardı. Eğer çocuklar seyahat edecekleri bir hayal kuruyorlarsa ona ancak beş yılda bir ulaşabilirlerdi. Onun haricindeki tüm istekleri için her yıl yeni bir resim yapma hakları vardı. İki kardeş işlerini bitirince sıra zarfları hazırlamaya geldi. Oya arkasına dönerek ‘’Abi, zarf işi bende. Adlarımızı kocaman yazacağım. Gerçi senin acele etmene hiç gerek yok. Nasılsa daha çok bekleyeceksin. Keşke sen de benim gibi kolay birşey isteseydin.’’ diye seslendi. Bora hiç oralı olmadı, Oya gibi sürekli hayal kurmak hiç ona göre değildi.

Nunu mayıs ayının ilk sabahı karşılaşacağı manzaradan az çok emindi. Ağır adımlarla posta kutusuna ilerledi. Her yer tıka basa mektupla doluydu. Çantası tahmininden de ağır olmuştu. Eve geri döndüğünde sırayla açmaya başladı. Doğum gününde büyük bir sürpriz isteyen çocuk için ekibinden bir kişiyi görevlendirdi. Bilgisayar oyununa kavuşmak isteyen çocuk için ise başka biri yola çıktı. Onlarca mektubu tek tek açtı, özenle ne yapması gerektiğine karar verdikten sonra görev dağılımını yaptı. 

Sıra buzlarla çevrili Antartika resmine ve çikolata kulesine geldi. İki resmi de zarflarından çıkarttı. Buzul rüyası ile başlamaya karar verdi. Çalışma odasından ‘’Sasa, bu görev senin. Büyük bir rüyayı gerçekleştireceksin. Hazırlanmak için beş koca yılın var. Şaşırt onu!’’ diye seslendi. Sasa gözle görülmesi mümkün olmayan zarif kanatlarını hızla çırptı. Yumuşacık bir inişle yere dokunurken ‘’Kim bu talihli?’’ diye sordu. O anda çıkan tatlı bir esinti zarfları havalandırdı, çuvalın içine geri sürükledi. Bunu fark eden Nunu, hızla kağıtları karıştırmaya başladı. ‘’Hayır, bu değil. Yok yok bu da değil. Nereye gitti bunlar şimdi? Biraz önce buradaydılar.  Ah evet, işte bu. Zarfın yarısını adıyla kaplayan çocuk.’’ diyerek rahat bir nefes aldı. ‘’Bu şanslı çocuğun adı Oya. Bak, adresi de bu kağıtta yazılı.’’ diyerek elinde tuttuğu zarfı uzattı. O an Oya aklından dahi geçmeyen bir hayalin içindeydi artık. Antartika’ya gitmesi için Sasa tüm gücüyle çalışacaktı. Bora’nın payına da çikolata kulesi düşecekti.

İki kardeş olanlardan habersiz odalarında uzanıyorlardı. Oya ‘’Abi yoksa balon buketi mi isteseydim? Ya da bahçemiz için plastik bir yüzme havuzu resmi mi yapsaydım? Acele mi karar verdim söylesene?’’ diye seslendi. Bora her zamanki soğukkanlılığı ile bir süre sessizliğini korudu. Fakat Oya ‘’Hadi ama! Altı üstü bir cevap vereceksin.’’ deyince daha fazla dayanamayarak bir anda patladı. ‘’Bir kere de büyük düşünsene. Hiç Akdeniz’i, Ekvatoru ya da vahşi ormanları merak etmiyor musun? Hep basit hayaller kuruyorsun. Böyle bir yere varabileceğini mi sanıyorsun?’’ Oya duydukları karşısında çok sinirlendi. Ne istediğine abisinin karışma hakkı yoktu. Aklına gelenleri bir bir söylemekte gecikmedi. ‘’Peki ya sana ne demeli? Bu kadar maceraya atılmadan önce mahalleyi hiç dolaştın mı? Henüz arka mahallede ne olduğunu bile bilmiyorsun. Kalkmış bir de Antartika hayali kuruyorsun. Gerçekçi olması gereken biri varsa o da sensin!’’ 

Oda bir anda buz kesti. İkisi de birbirinin hayalini beğenmiyordu. Haklı olan kimdi? Her an yepyeni bir hayal kuran Oya mı? Yoksa kocaman bir düşün peşine takılan ve başka hiçbir şeyi aklından geçirmeyen Bora mı? Peki sadece bir seçim hakları mı vardı? Aynı anda hem büyük hem de küçük hedeflere sahip olunamaz mıydı? Tartışma sürerken ikisinin de gözden kaçırdığı bir şey vardı. Nunu’nun yaşadığı kargaşa çok büyüktü. Zaman onların payına düşeni çok geçmeden gösterecekti. Belki de yeni hayaller kurmak için en doğru zaman bu zamandı.

Photo by Eren Li on Pexels.com

Yorum bırakın