Ayla anneannesi ile birlikte yaşıyordu. Geçen sene annesine veda ettikten sonra anneannesinin bahçe içindeki, upuzun ağaçlarla kaplı evi, onun yeni yuvası oldu. Odası en büyük sığınaydı. Bazen yorganın altına girer, çöken karanlıkla birlikte gözlerden kaybolmak isterdi. En büyük dileği kimsenin ona soru sormamasıydı. Böylelikle hoşlanmadığı şeyler hakkında konuşmak zorunda kalmazdı. Günlerdir aklından aynı düşünce geçiyordu ‘’Bir gün anneannem de beni bırakacak.’’
Anneannesinin kapıyı tıklatmaktan vazgeçmediği günlerden birini yaşıyorlardı. Yaşlı kadın kısa aralıklarla parmaklarını kapının üzerinde gezdirdi. ‘’Hadi kızım okul vakti!’’ diye seslendi. Ayla gözlerini ovuştururken ‘’Annenanne tatile girdik. Uyumak istiyorum. Buna hakkım yok mu?’’ diye karşılık verdi. Yaşlı kadın günleri karıştırdığını fark etti. ‘’Ah! Nasıl unuttum? Sen uyumana devam et.’’ diyerek oradan uzaklaştı. İçinden ‘’Ayla olmasa benim için her gün aynı. Cuma da aynı, cumartesi de.’’ diye geçirdi.
Kızını kaybettikten sonra Nermin Hanım için de yeni bir süreç başladı. Evin en sevdiği yeri salonun en ucundaki koltuğuydu. Burada eski, güzel anıları düşünüyordu. Ayla’nın yanına yerleşmesi her ikisi için büyük bir değişim olsa da Nermin Hanım kendini yorgun ve üzgün hissediyordu.
Geçen hafta Ayla’nın okuldan dönüşünü beklediği bir gün cam kenarına oturmuş sokağı izliyordu. Hava çoktan kararmaya başlamıştı bile. Ona kalsa asla yerinden kalkmaz, akşam olmasına rağmen karanlıkta oturmaya devam ederdi. Fakat o gün ‘’Ayla birazdan gelir.’’ diyerek ışığa dokundu. Sonra mutfağa gitti. Öğlen hazırladığı çorbanın altını yaktı. Ayla okuldan geldiğinde burnundan soluyordu. Arkadaşları ile kavga etmişti. Anneannesi elinde tabakla ortada kalakaldı. Ayla’nın beline kadar uzanan saçları darmadağındı. Gömleği eteğinden dışarı çıkmış, çorabı ise yırtılmıştı. Yaşlı kadın telaşla ‘’Kızım, bu ne hal? Bir yerine bir şey oldu mu?’’ diyerek yanına koştu. Saçlarını düzeltmeye çalışırken Ayla ‘’Ben kendim hallederim.’’ diyerek geri çekildi. Hızlı adımlarla odasına giderken Nermin Hanım kocaman gözleriyle arkasından bakakaldı.
Ayla’nın asıl isteği sevdiklerinin onu bırakmamasıydı. Fakat bunu nasıl ifade edeceğini bir türlü bilemiyordu. Kendini hızla yatağın üstüne bıraktı. Aradan kimbilir kaç dakika geçtikten sonra aralıksız devam eden ‘’tık, tık, tık’’ sesi dikkatini çekti. Daha fazla dayanamayarak camı açtı. ‘’Yeter!’’ diye bağırmasıyla kuşun havalanması bir oldu.
Ertesi akşam Ayla her zaman yaptığı gibi kendini yeniden yatağa attı. Kafasının yastığa gömülü bir anda aynı rahatsız edici ses kulaklarında çınlamaya başladı. ‘’Tık, tık, tık!’’ Ayla dikkatini duvara gelişigüzel astığı fotoğraflara vermeye çalıştı. Hayır, ne yapsa olmuyordu. ‘’Bu ses dinmeden bana rahat yok!’’ diyerek yatağından kalktı. O an ısrarla gagasını cama vuran kuş ile göz göze geldi. Gövdesi bembeyaz olan bu kuşun kanatları mavinin tonlarını taşıyordu. Adeta her yeri ayrı bir renkteydi. Ayla içinden ‘’Güzel de kuşmuş.’’ diye geçirdi. Yine de ‘’Bir daha gelirsen bozuşuruz.’’ diye seslenmeden edemedi.
Ayla sözünde kararlıydı. Artık her akşam tüm dikkati ile dışarıdan ses geliyor mu diye dinliyordu. Bu sefer sesi duyduğu an harekete geçti. Odasının kapısını açtı, ‘’Anneanne bana yardım eder misin?’’ diye seslendi. Kulaklarını tırmalayan bu sesten kurtulmak için belki yaşlı kadının bir çözümü olabilirdi. Nermin Hanım odaya girdiğinde onun camı işaret ettiğini görüp hemen oraya ilerledi. ‘’Aaa ne güzel bir saksağan kuşu bu böyle. İçeri mi girmek istiyor yoksa?’’ diye mırıldanmaya başladı. Ayla ‘’Evi yok mu? Burada ne yapacak anneanne? Kaç gündür cama vurup duruyor, bu kuşu nasıl uzaklaştırabiliriz?’’ diye karşılık verdi. Nermin Hanım elini çenesine götürüp düşünmeye başladı. Gözlerinde yanan ışığı gören Ayla ‘’Yoksa ne yapacağımızı buldun mu?’’ diyerek yanına yanaştı. Yaşlı kadın, ‘’Gel bak seni nereye götüreceğim.’’ diyerek kapıya yöneldi.
‘’Anneanne şimdi niye garaja geldik?’’
‘’Belki işimize yarar bir şeyler buluruz. Bak, şu köşede annenin çocukken oynadığı oyuncaklar var.’’
Ayla’nın buradan hiç haberi olmamıştı. İlgiyle ilerledi. Burası keşfedilecek kocaman bir dünyaydı. Meraklı gözlerle etrafı incelerken dikkatini bir şey çekti.
‘’Anneanne şu tahta kutu da neyin nesi?’’
Yaşlı kadın ‘’Bu nasıl olur da aklıma gelmez!’’ dercesine ellerini başına götürdü.
‘’Annen kuşları çok severdi. Küçükken bahçede dolaşan kuşlarla oyunlar oynardı. Bu kuş evini de o zaman yapmıştı.’’
Ayla anneannesini dinlerken eski anılara daldı. Annesinin kuş sevgisini aslında o da çok iyi biliyordu. Kuşların odasına yaptığı bu beklenmeyen ziyaretin belki de bir anlamı vardı. Ayla içinde yeniden canlanan heyecana kulak verdi.
‘’Bunu tekrar kullansak olur mu peki? İçini de yerleştiririz. Onların da böylelikle bir evi olur. ’’
Ayla’nın kuşlar için birşeyler yapmak isteyen hali Nermin Hanım’ın hoşuna gitti. Gülümseyerek yanına yanaştı. ‘’Biraz uğraşırsak neden olmasın?’’ diyerek ahşabı torununa uzattı. Artık tamamlamaları gereken önemli bir işleri vardı. Ayla, Nermin Hanım ve kuşlar o gün neye adım attıklarını hiç fark etmediler. Belki de kendilerine yepyeni bir sayfa açacak o başlangıcın içindeydiler.
