Tavşi ile Âla

Âla ‘’Sen de nereden çıktın?’’ diye korkuyla seslendi. Tavşi ormanda nasıl da ‘’Pat!’’ diye önüne düştü? Hiç beklemeden ‘’Burası benim evim. Asıl sen burada ne yapıyorsun?’’ diye cevapladı. Arkadaşları ona hep Tavşi diye seslenirdi. Her birinin farklı bir ismi vardı. Bazı tavşanlar kahverengi bazısı ise gri olurdu. Tavşi ise bembeyazdı. Göbeğindeki tüyler her hareketinde havalanırdı….

Tık, tık, tık!

Ayla anneannesi ile birlikte yaşıyordu. Geçen sene annesine veda ettikten sonra anneannesinin bahçe içindeki, upuzun ağaçlarla kaplı evi, onun yeni yuvası oldu. Odası en büyük sığınaydı. Bazen yorganın altına girer, çöken karanlıkla birlikte gözlerden kaybolmak isterdi. En büyük dileği kimsenin ona soru sormamasıydı. Böylelikle hoşlanmadığı şeyler hakkında konuşmak zorunda kalmazdı. Günlerdir aklından aynı düşünce geçiyordu…

Bu Oyun Hep Sürsün

Rüzgar ‘’Hoşgeldiniz!’’ diye fısıldadıAğaçlar sallandıYapraklar heyecanlaHavalara fırladıDaldaki kuş kanatlandıToprak yumuşadıDoğanın dansı başladı ***************************** Birden bir köpek havladıPatır patır adımlar attıHızla koşan bir çocukOna doğru yaklaştıBu oyun hep vardıBiri diğerini mutlaka yakalardı *****************************Nefes nefese koştularSonra birbirlerine kavuştularArtık mutluydularGüneş onlara el salladıHerkesin içi ışıldadıDoğa canlandıYarın bu oyunYeniden oynanacaktı

Gitti Mi? Gitti Mi?

Suzi heyecanla “Göl çok sıcak, Cem gelsene beraber yüzelim!” diye seslendi. Cem kafasını gökyüzüne çevirerek “Onu bırak da burada güneş hiç kaybolmuyor, bunu fark etmiş miydin? Baksana sabah akşam hep bizimle.” diyerek karşılık verdi. Cem, yağmurun hiç dinmediği bir ülkeden Makedonya’nın en eski şehirlerinden olan Ohrid’e ailesiyle tatile geldi. Yaşadığı yerde güneş çok az görünürdü….

Rüzgarın Fısıltısı

Tavşan Tütü camı açtıRüzgar ona yaklaştıDedi ki ‘’Uzun zamandır evindesin.Arkadaşların ne yapıyor bilir misin?Yeter bu kadar mola.Hadi çık artık yola!’’ Tütü rüzgarı dinlediDoğru söylediğini hissettiHerkesten uzaktaArkadaşlarını çok özledi Onu karga karşıladı Sessizce fısıldadı‘’Hoş geldin sokağımıza’’Bizimlesin bundan sonra!’’ Mutlu oldu TütüAttı bir adım daha Çok geçmeden daldaSincabı fark etti‘’Nerelerdeydin? Bizi hiç özlemedin mi?’’ Diye seslendiHerkesin bir diyeceği vardıTütü her…

İçimdeki Dedektif

Duru anneannesinin Karadeniz’deki evindeydi. Toprağın üstü yemyeşil bir örtü ile kaplanmıştı. Arkadaşı Tan ile buluşmak için yaylaya yürüyordu. Evlerinden uzaklaştığı anda gökten ‘’Pat!’’ diye bir şey düştü. Duru telaşla kafasını kaldırdı. Üstünden kocaman kanatları olan bembeyaz bir kuş uçtu gitti. Çimlerin arasına dalan bu şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştı. Karşısında küçük, siyah bir kutu duruyordu….

Benim Yeni Dünyam

Tuna arkadaşlarıyla birlikte eğlenerek dolaşmayı çok severdi. Fakat pandemi yüzünden dışarı çıkamamak tüm keyfini kaçırmıştı. Okul gezilerinin yeniden başlaması en büyük hayaliydi. Arkadaşlarından uzakta kalmak hiç hoşuna gitmemişti. Babası bir gün sanal gerçeklik gözlüğü almaya karar verdi. İşte bu, tüm sıkıntısını gidermeye yetecek bir haberdi. Gözlüğü alır almaz heyecanla kafasına geçirdi, ilk bulduğu şehir gezme…

Kayıp Aranıyor

Sonunda o gün geldi! Hayallerini süsleyen lunapark artık kasabalarındaydı. Güneş ışıl ışıldı. Tanem, üstüne mavi pantolonunu ve beyaz tişörtünü geçirdi. Bunlar en sevdiği kıyafetleriydi. Bulutların her gün gökyüzünde oynadıkları yer değiştirme oyununa bayılıyordu, mavinin tüm tonlarına olan sevgisi aslında buradan geliyordu. Heyecanla sokağa adımını attı. Lunaparkı uzun süredir beklediği için yapmak istediği çok şey vardı….

Denizin Peşindeki Çocuk

Ela “Anne burada yol kapalı. Biraz daha ileri gidelim. İşte, şu sokaktan görünüyor. Hadi çabuk gel!” diyerek koşmaya başladı. “Kızım sabahtan beri dolaşıyoruz. Ayaklarım ağrıdı. Dönelim artık.” “Saat daha erken. Dalgalar ne güzel! Ay, su neredeyse üstümüze sıçrayacaktı.” Ela’nın bulutlara değen sevinci görülmeye değerdi. Masmavi denizi ilk gördüğü an “Anne bu su çok büyük!” diye…

Görünmeyen Krallık

Ese ‘’Kaç kere denedim. Olmuyor işte! Göremiyorum.’’ diye haykırdı. Kardeşi ‘’Bu tarafa gelsene. Aşağıda çocuklar var. Oyun oynuyorlar. Baksana biri gökyüzüne el sallıyor.’’ diye karşılık verdi. ‘’Of ya! Bulutlar yüzünden şu an yeryüzünde olanları kaçırıyorum.’’ ‘’Olsun. En azından arada neler yaptıklarını izleyebiliyoruz. Onlar yukarıyı hiç göremiyorlar.’’ Ese her gün mutlaka bulutların altında yaşananları görmeye çalışırdı….