Ben Buradayım

Neyse ki beni henüz fark eden olmadı. Günlerdir ağaçların arkasından izliyorum olanları. Gün geçtikçe zorlanıyorum çünkü siper aldığım ağaçlar bir bir azalıyor. Ben bir sokak köpeğiyim. Kendimi bildim bileli güneşin parlattığı sokaklarda dolaşıyorum. Siyah ve beyaz tüylerim sırayı bozarcasına vücuduma dağılmış sanki. Sürekli koştuğum için güçlü kaslarım var. Geçen yaz günlerce süren orman yangınlarından sonra arkadaşlarımla evsiz kalmıştık. Bir gün sürümüzün lideri Dodo ‘’Arkadaşlar artık burada yaşayamayız. Denize inen yoldaki otelin arkası hala yeşil. Hadi oraya gidelim.’’ dedi. Yola çıktık. Can arkadaşım Pere ‘’Hangi otelin arkasına gideceğiz? Burada her yerde otel var.’’ dedi şaşkın şaşkın bakarak. O an fark ettim, onlarca otel bir bir sıralanmıştı sahile. Yeşillik hangisinin arkasındaydı?

O gün zar zor bir yer bulduk kendimize. Fakat şansa bakın ki etrafımızdaki ağaçlar teker teker kesiliyor. Tüm cesaretimi toplayarak üzerlerinde sarı tulumlar ve başlarında şapkalar olan adamların yanına yanaştım. Kulaklarım çok iyi duyar demiş miydim sizlere? Tüm dikkatimi onlara verdim. Yanlarında esen rüzgarı bile duyabiliyordum. 

‘’Haha kimse bu arazinin peşine düşmeyecek. Yine köşeyi döndük.’’ dedi en baştaki adam.

‘’Üç beş aya kalmaz yeni bir otel yaparız bu sahile. Sandığımızdan da kolay oldu.’’ dedi diğeri kahkaha atarken. 

Onlara kimin karşı çıkması gerekiyordu ki? Çok sinsi bir plan yapar gibi konuşan bu adamların gizli mutluluğunun kaynağı neydi? Aklıma gelen soruları durduramıyordum. Peki bütün bu olanların ağaçlarla ilgisi ne ilgisi olabilirdi? İnşaat yapmaya başlarlarsa buradan gitmemiz gerekeceği kesindi. Gördüklerimi hemen sürüdekilere anlattım. Pere dayanamayıp ‘’Yine mi evsiz kalacağız?’’ diyerek lafa girdi. Dodo başını kaldırarak ortaya çıktı. ‘’Bu dünya sadece insanların mı sanıyorsunuz?’’ dedi kükrercesine. ‘’Hayvanları unutmanın ne demek olduğunu hatırlatacağız onlara.’’ Yüzündeki gülümsemeyi saklamıyordu. Sahi insanlara kendimizi hatırlatmamız mümkün müydü? Dodo hepimizi etrafına topladı. Planı detayları ile anlattı. Gün batar batmaz harekete geçecektik. Ne yapacağımızı merak ettiniz değil mi? Dodo’nun planına siz de hak vereceksiniz. Bu gece hep birlikte en sevdiğimiz şeyi yapacağız. 

Otelin arkasında kimsenin bizi görmediğinden emin olduğumuz yerde sürüyü topladık. Sivri dişleri, parlayan gözleri ve güçlü duruşları ile arkadaşlarım bir bir sıralanmıştı. Dodo ‘’Hadi başlıyoruz. Kazabildiğiniz kadar kazın şu toprağı.’’ diye haykırdı. Otele varan bir tünel açmaya karar verdik. Zaten her gün yiyeceklerimizi korumak için toprağı kazıyoruz. Bu sefer de otele doğru kazarız bizim için hiç fark etmez.

Sabah gün aydınlanmaya başladığında otel yapılacak araziye çoktan varmıştık. Metrelerce kazdığımız derin tünel toprakta oyuklar oluşturmuştu. Toprağın altında upuzun bir boşluk vardı artık. Otel arazisinin bir ucundan yeryüzüne çıktığımızda kimseye yakalanmadan geri döndük. Görevimizi tamamlamıştık nasılsa. Araziye bakan karşı kıyıda yerimizi alıp olacakları izlemeye başladık. Zaten çok geçmeden planımız işledi. 

Arazide yürümeye başlayan sarı tulumlu adamlar kazdığımız alanın üstüne geldiğinde dikkatlerini bir şey çekti. Önce durdular. ‘’Bu toprağa ne olmuş?’’ diye etrafa bakınmaya başladıkları an ‘’Güm!’’ diye bir ses duyuldu. Ayaklarının altındaki toprak kaymaya başladı. Çok geçmeden yakınlarındaki derme çatma barakadan da patır kütür sesler gelmeye başladı. Oyuklar ağırlığa dayanamamıştı ne de olsa. Otel yapılacak arazinin üzerinde hiçbir şey görünmüyordu artık. Sürüdeki herkes sevinçle birbirine baktı. ‘’Bizi hafife almamalılardı.’’ dedi Dodo gururla. Sarı tulumlu adamların araziye otel yapmasını engellemek bu kadar basit olamazdı elbet. Bu sadece hayvanların ‘’Ben buradayım.’’ deme şekliydi. Evet biz buradayız, insanlar görse de görmese de.

One Comment Kendi yorumunu ekle

  1. Tahir adlı kullanıcının avatarı Tahir dedi ki:

    Bunu çok beğendim

    Liked by 1 kişi

Tahir için bir cevap yazın Cevabı iptal et