Limonata

‘’Biraz dikkat etsene yoksa düşeceğim.’’

‘’Sessiz ol. Bu gidişle yakalanacağız.’’

Berk ‘’Tamam tamam hadi yaklaştık sayılır. İki dakikaya camdan içeri adımımı atacağım. Beni takip et.’’ dedi. Babaannelerini defalarca telefonla aramalarına rağmen bir yanıt alamamışlardı. Annesi ‘’Duymadı herhalde sonra tekrar ararım.’’ diyerek telefonu kapattı. Fakat Berk telaşlandı. Haftasonları babaannesine gider, ona özel hazırladığı limonatadan içerdi. Yaşlanmıştı. Çok yavaş hareket ediyordu. ‘’Belki başına bir şey gelmiştir. Kimseyi meraklandırmadan ona gidip bakmam lazım.’’ diye düşündü. Babaanneleri kapıyı da açmayınca, kardeşi Şule ile birinci kattaki evine camdan girmeye karar verdiler. Arka bahçede duran merdiveni camın hizasına dayadılar. Berk önden tırmanmaya başladı, Şule ise arkasından ilerledi. Neyse ki cam açıktı. Berk içeri girdiğinde derin bir nefes aldı. Kimseye görünmeden eve ulaşabilmişlerdi. Şule ‘’Abi yardım etsene. Beni hemen unuttun.’’ diye seslendi. Arkasını döndü. Onu kollarından tutarak yanına çekti. 

‘’İyi ki ev üst katlarda değildi. Tırmanmak ne zormuş.’’ 

‘’Arka odanın ışığı yanıyor. Oraya gidelim. Babaannemin birden karşısına çıkmayalım. O zaman korkabilir.’’ 

Berk evin içine doğru ‘’Babaanne biz geldik. Neredesin?’’ diye bağırdı. Işık yanmasına rağmen yanıt yoktu. Berk ve Şule soru dolu gözlerle birbirlerine baktılar. Koşarak ışığın geldiği odaya doğru ilerlediler. 

Odaya girdiklerinde babaannesi halının üstünde koltuğa dayanmıştı. Gözleri kapalıydı. Berk titrek bir sesle ‘’Babaanne iyi misin? Kendine gel. Bir şey mi oldu? Duy beni, ne olur!’’ dedi. Kolundan sarstı. Onu uykusundan uyandırmak için uğraştı. Mutlaka uyuyor olmalıydı. Kalbi küt küt atıyordu. Nefesi hızlanmaya başladı.

Şule’nin dikkatini kadının elinde duran küçük, kapalı sandık çekti. Bu odaya onlarca kez girmesine rağmen onu gördüğünü hiç hatırlamıyordu. Odada her şey yerli yerindeydi. Peki babaannesi neden bu haldeydi? Bu sandık neyin nesiydi? Onu hala sımsıkı tutuyordu. Berk parmaklarını gevşeterek sandığı almak için uğraştı. Kadının kutuyu saran parmaklarını tek tek kenara çekti. Sonunda onu ele geçirmeyi başardı. Sandığa iki eliyle dokunur dokunmaz ‘’Uyusun da büyüsün.’’ diyen bir ses duydu. Tüyleri diken diken oldu. Telaşla bakışlarını etrafına çevirdi. Şule’ye ‘’Sen de duydun mu?’’ diye sordu. Gözlerini kırpmadan etrafına bakarken babaannesi çoktan uyanmıştı. 

‘’Aaa çocuklar siz ne zaman geldiniz? Geleceğinizi keşke önceden haber verseydiniz. Size çok sevdiğiniz limonatadan yapardım.’’ 

‘’Babaanne iyi misin? Bir yerin ağrıyor mu?

‘’Yok merak etmeyin. Gayet iyiyim çocuklar.’’

‘’Peki en son ne oldu hatırlıyor musun? Neden sandıkla beraber yerde oturuyordun?’’

‘’Bu çok eski bir sandık. Yıllardır onu yerinden çıkartmamıştım. Bana dedenizden hatıra.’’

‘’Onu sana hediye mi etti?’’

‘’Hayır, bu sandık onun bebekliğinden kalma. Dedeniz uykuya dalamadığında annesi eline bu sandığı verirmiş. Onu tutar tutmaz her şeyi unutur, uykuya dalarmış. Bu kutuyu yıllardır sakladı.’’

‘’Peki çok mu uykun vardı? Yerde otururken nasıl birden uykuya daldın?’’

‘’Yoktu aslında. Ben de hiç anlamadım. Kutuyu aldıktan sonrasını hatırlamıyorum.’’

Şule ‘’Hadi babaanne kalk. Gidip yüzünü yıkayalım.’’ dedi. Kendine gelmesi için biraz hareket etmesi iyi olabilirdi. Onlar odadan çıktıktan sonra Berk yerde duran sandığı incelemeye başladı. Onu eline almaya korktu. Ya yine o sesi duyarsa? Bu sırrı çözmeliydi. Yoksa bu sandık başlarına daha çok sorun açardı. Yavaşça parmağını kutuya değdirdi. Ses yoktu. Önce iki sonra üç parmağını birden dokundurdu. Değişen bir şey olmadı. Sandığı bir eliyle kavramaya hazırdı. ‘’Her an bir şey olabilir.’’ diye düşünerek ona daha yakından baktı. Artık iki eliyle ona dokunmayı deneyebilirdi. Bunu gerçekleştirdiği an ‘’Tıpış tıpış yürüsün.’’ sözünü duydu. Anlaşılan ses sadece ona dokunan kişiye geliyordu. Kutuyu bırakmak istedi fakat buna gücü olmadığını fark etti. Çok uykusu vardı. Göz kapakları kapandı. Berk artık rüyadaydı. 

Elinde tuttuğu sandığa bakarak kendi kendine ‘’Benim uykum yoktu ki! Saat kaç?’’ diye sordu. 

O an yine aynı sesi duydu. Kutu rüyada konuşuyordu. ‘’Uyku sandığını harekete geçirdin. Onu iki elinle tuttuğun an rüyalar başlıyor. İşin sırrı bu!’’ diye cevap verdi.

‘’Peki dedem bu gizemli sandıktan yıllarca hiç korkmadı mı?’’

‘’Yoo. Aksine onunla kolayca uyuyabildiği için sandığı çok seviyordu.’’

Berk gözlerini kırpıştırdı. Kutu elinden çoktan düşmüştü. Uyandığında kendine ‘’Bu bir rüyaydı.’’ diye hatırlattı. Bir daha uykuya yenik düşmemek için hızla ayağa kalktı.  

Mutfağa doğru yürürken içeri seslendi. 

‘’Babaanne o limonatadan bir daha yapar mısın?”

Photo by Anastasia Pavlova on Pexels.com

2 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. Sandıkla ne yapacaklar acaba? Sandık onları hangi rüyalara daldıracak merak ettim açıkçası 🙂

    Liked by 1 kişi

    1. oykuhazinem adlı kullanıcının avatarı oykuhazinem dedi ki:

      Belki de artık uyanmışlardır kim bilir?🥰

      Liked by 1 kişi

Gizli Peri Masalları için bir cevap yazın Cevabı iptal et