Ben Annem Oldum

Amy, aile albümüne bakarken “Neden olmasın?” diyerek ayağa fırladı. Fotoğrafta annesi Sally, yıllar önce büyükannesi ve büyükbabası ile birlikte yel değirmenindeydi. “Yine deneyeceğim. Bu sefer sizin yanınıza geliyorum.” diye devam etti. Gizli yeteneğini fark edeli sadece birkaç gün olmuştu. Bu unutulmaz bir andı. Kuzeni ile geçen sene gittikleri piknik hakkında sohbet ediyorlardı. O gün söylediği bir sözden bahsetmişti. Fakat bu konuşma Amy’nin aklına bir türlü gelmedi. O an içinden defalarca “Hatırla, hatırla!” diye geçirdi. Bilmeden söylediği bu gizemli sözlerin ardından kendini piknik sofrasında buldu. Nasıl olduysa kuzeninin bahsettiği o ana gitmişti. Bu çok korkutucuydu. Bunu nasıl yapmıştı? Ya istediği her zamana yolculuk edebilirse? Sahip olduğu güç onu tedirgin etti. Bunu henüz kimseyle paylaşmaya cesareti yoktu. Zaten olanlara kendi bile inanamıyordu. Yeni bir deneme yapmaya karar verdi. Belki yaşadığı bir kerelik bir yolculuktu. Fotoğrafa bakarken “HATIRLA” diye haykırdı. 

Gözlerini açtığında şöminenin yanındaydı. İşte, yine başarmıştı! Oda loş ışığın altında olmasına rağmen Etrafta olanları görebiliyordu. Şöminedeki ateş içeriyi ısıtırken eşyaların gölgelerini duvara yansıtıyordu. Ocak yoktu. Bu yüzden su kabı ateşin üstündeydi. Pencereler dantelli tüllerle süslenmişti. Ahşap sandalye ve masanın ayaklarındaki kuş motifleri çok güzel görünüyordu. Her adımda gıcırdayan tahta zemin “Acaba hareket etmeden durmalı mıyım?” hissi yaratıyordu. Kendisini tarihin içinde hissettiren bu odayı sevmişti. 

İşin en ilginç yanı Amy, annesinin fotoğrafta giydiği kıyafetlerleydi. Renkli ve fırfırlı eteğinin üzerinden geçen beyaz kumaşın cepleri vardı. Gömleğinin çiçek desenli dantelleri dikkat çekiciydi. Bu fotoğrafa her baktığında kıyafetlerini çok beğenir, “Keşke annemin yerinde olsaydım!” derdi. İşte dileği gerçek olmuştu. Hayal edilen şeylerin bir gün yaşanabileceğini o gün öğrenmişti. Tabi ne istediğine dikkat etmesi gerekiyordu. Sadece o kıyafeti giymeyi istemişti fakat şu an tamamen annesinin yerindeydi. Neyse ki kimseye zararı dokunmayacak şeyler diliyordu. Hepsi, sevdiklerinin yanında olmak ile ilgiliydi. 

Büyükannesinin üst kattan kendisini çağırdığını duydu. O doğmadan çok önce vefat ettiği için onunla hiç karşılaşmamıştı. Annesi, özellikle yel değirmenindeki anılarından çok bahsederdi. Alt katta yaşıyorlar, üst katta da işlerini yapıyorlardı. “Geliyorum.” diyerek dimdik merdivenlere yöneldi. Buradan çıkmak zor olacaktı. Basamakları görmek için kafasını kaldırdığında başı döndü. En iyisi sadece önüne bakmasıydı. Üst kata çıktığında odanın neredeyse tamamını kaplayan yuvarlak iki taşın birbirine ters yönde döndüğünü gördü. “Burada neler oluyor. Bu ne biçim ev böyle!” diye korkuyla irkildi. Bir an önce evine geri dönse iyi olurdu. Buğdayları bir hazneye boşaltan büyükannesi çok genç görünüyordu. Taşın ortasında ezilen buğdaylar una dönüşmüştü. 

“Bu taşlar nasıl hareket ediyor?” 

“Kızım başına güneş mi geçti? Yıllardır bu işi yapıyoruz. Balkona çık bak istersen.”

Amy bozulmuştu. Büyükannesi hiç de anlayışlı bir kadına benzemiyordu. Ne olurdu yani bir kere daha bahsetse? Annesi bu yanını anlatmamıştı. Aslında birbirlerine benziyorlardı. O da annesine ne zaman bir soru sorsa eğer cevabı önceden verilmiş bir konuysa mutlaka sitem ederek sözlerine başlardı. Annesinin bu huyunu kimden aldığını artık biliyordu.  

Kapıdan adımını atar atmaz dönen pervanelerle karşılaştı. Rüzgar öylesine güçlüydü ki sadece pervaneleri değil neredeyse Amy’i de uçuracaktı. Kenardaki korkuluklara sıkı sıkı tutundu. Pervaneler etrafına sarılı kumaşlarla daha hızlı dönüyordu ve her dönüşünde içeriden sesler geliyordu. Çok geçmeden nedenini anladı. Pervanelerin bağlı olduğu düzenek taşları hareket ettiriyordu. “Bu kadar işle kim uğraşır? Keşke teknolojik makineler o zamanda da olsaymış.” diye düşünürken büyükannesi yeniden seslendi.

“Kızım alt kattan biraz buğday getirir misin?”

“Hemen alıp geliyorum anne.”

Yalnız bir sorun vardı. Bu dik merdivenlerden hayatta inemezdi. Zaten zar zor çıkmıştı. İlk adımı attı. Sanki dünya onunla birlikte dönüyordu. Tam da aklından geçirdiği gibi ikinci adımı atar atmaz ayağı kaydı. Bir tahtaya tutunmaya çalışsa da artık kurtuluş yoktu. Kendini bir anda alt katta buldu. Düşerken bacakları ve kolları merdivene çarptı. Başını da zemine vurdu. Neresini tutacağını şaşıran Amy “Çok acıyor.” diye inledi. Büyükannesi, en üst kattaki büyükbabasına seslendi. Bir hışımla onu yatak odasına götürdüler. Kendine geldiğinde “Anne çok kötü düştüm.” diye sayıklıyordu.

Günlerce yataktan çıkamadı. Dinlenip kendine gelmesi çok uzun sürdü. Geri dönmeyi hiç düşünmüyordu çünkü evi burasıydı. Zaten Amy’nin kim olduğunu bile hatırlamıyordu, hafızasını kaybetmişti. O artık Sally’di. Bu yüzden eski haline dönmek gibi bir telaşı yoktu. Dileği her anlamda gerçek olmuştu. Kim olduğunu hatırlayana kadar annesi olarak geçmişte yaşayacaktı. Yeni bir dilek hakkı olsa mutlaka kendi hayatına geri dönerdi ve dilekte bulunurken ne istediğine çok dikkat ederdi. Ne de olsa hayallerin gerçek olabileceğini artık çok iyi biliyordu. Bir daha işi şansa bırakamazdı.

Photo by Matheus Bertelli on Pexels.com

“Ben Annem Oldum” öğesine 3 yanıt

  1. Ne de olsa hayallerin gerçek olabileceğini artık çok iyi biliyordu 🤩

    Liked by 1 kişi

    1. Yaşasın bitmeyen hayaller🥳

      Liked by 1 kişi

      1. Yaşasınnn 🥳🎊🥳🎉🎉🎉

        Beğen

Gizli Peri Masalları için bir cevap yazın Cevabı iptal et