Kategori: Öyküler
-
Görünmeyen Krallık
Ese ‘’Kaç kere denedim. Olmuyor işte! Göremiyorum.’’ diye haykırdı. Kardeşi ‘’Bu tarafa gelsene. Aşağıda çocuklar var. Oyun oynuyorlar. Baksana biri gökyüzüne el sallıyor.’’ diye karşılık verdi. ‘’Of ya! Bulutlar yüzünden şu an yeryüzünde olanları kaçırıyorum.’’ ‘’Olsun. En azından arada neler yaptıklarını izleyebiliyoruz. Onlar yukarıyı hiç göremiyorlar.’’ Ese her gün mutlaka bulutların altında yaşananları görmeye çalışırdı.…
-
Ben Annem Oldum
Amy, aile albümüne bakarken “Neden olmasın?” diyerek ayağa fırladı. Fotoğrafta annesi Sally, yıllar önce büyükannesi ve büyükbabası ile birlikte yel değirmenindeydi. “Yine deneyeceğim. Bu sefer sizin yanınıza geliyorum.” diye devam etti. Gizli yeteneğini fark edeli sadece birkaç gün olmuştu. Bu unutulmaz bir andı. Kuzeni ile geçen sene gittikleri piknik hakkında sohbet ediyorlardı. O gün söylediği…
-
Bir, İki, Üç
Ayla ve Çağla çok iyi iki arkadaştı. En sevdikleri şey masmavi denizde taş sektirmekti. Ne zaman sınavdan düşük not alsalar üzüntülerini unutmak için sahile giderlerdi. Yaşadıklarını hemen birbirleri ile paylaşırlardı. Denize en son geldiklerinde köpük köpük dalgalar sahile vurmaya başlayınca Çağla ıslanmamak için geriye adım attı. Yerden aldığı taşı üç kere sektirmeyi başardı. Kumların üstünde…
-
Mağarada Yolculuk
‘’Hey sessiz ol yoksa duyacaklar! İlk defa mı evden kaçıyorsun?’’ ‘’Yok ya her hafta kaçıyorum. Bu benim için bebek oyuncağı. Artık şuradan çıkalım.’’ Kerem kendini gülmemek için zor tuttu. Gidecekleri yönü işaret ederken ‘’Tabi tabi kesin öyledir, bilmez miyim? Beni takip et. Çok az kaldı.’’ diye mırıldandı. Kardeşi Buse parmak uçlarına basarak arkasından ilerledi. Gece…
-
Boyalı Gökyüzü
Annesi odaya girip “Çocuklar hazırlanın resim sergisine gidiyoruz.” dedi. Çağrı, bilgisayar oyununun en zor kısmını atlatmak üzereydi. “Önce şu aşamayı geçeyim.” diye bağırdı. Aynı odayı paylaştığı abisi Tuğra sesini yükselterek “Of müze gezmek de nereden çıktı? Gittiğimde hiçbir şey anlamıyorum, bir resme bakınca ne oluyor ki?” diyerek sesini annesine duyurmaya çalıştı. “Al benden de o…
-
Limonata
‘’Biraz dikkat etsene yoksa düşeceğim.’’ ‘’Sessiz ol. Bu gidişle yakalanacağız.’’ Berk ‘’Tamam tamam hadi yaklaştık sayılır. İki dakikaya camdan içeri adımımı atacağım. Beni takip et.’’ dedi. Babaannelerini defalarca telefonla aramalarına rağmen bir yanıt alamamışlardı. Annesi ‘’Duymadı herhalde sonra tekrar ararım.’’ diyerek telefonu kapattı. Fakat Berk telaşlandı. Haftasonları babaannesine gider, ona özel hazırladığı limonatadan içerdi. Yaşlanmıştı.…
-
Gülümse, Çekiyorum!
Martı Leyli günlerdir İtalya üzerinde uçuyordu. Geride kalan yaz, yerini esen rüzgarlara bırakmıştı. Leyli’nin amacı sıcak bir yer bulmaktı. Boyu çok uzun sayılmazdı. Bembeyaz tüyleri ve turuncu bir gagası vardı. Çoğu martı gibi su kenarlarını çok severdi, tabi bir de masmavi gökyüzünü. Ormanın içinde şırıl şırıl akan şelaleyi görür görmez iniş yapmak için harekete geçti.…
-
Güle Güle Minik Serçe
Odada “Tık tık tık” sesi duyuldu. Elif “Bu ses nereden geliyor?” diye düşünerek etrafına baktı. Görünürde bir şey yoktu. Birkaç saniye sonra aynı ses tekrar etti. Gözü penceresinin önünde duran kuşa takıldı. Küçücük gagası ile pencereye vuruyordu. Elif dikkatli bakınca kuşun yaralı olduğunu fark etti. “Anne, çabuk koş! Cama yaralı bir kuş kondu.” diye bağırdı. …
-
Sevgili Günlük
Lara yatağında bir sağa bir sola döndü. Uykusu bir türlü gelmedi. Önce koyunları saydı. Aklına anne koyun, baba koyun, çocuk koyun, kardeşi, kuzeni, arkadaşları geldi. Fakat gelenler arasında bir türlü uykusu yoktu. Kolunu yorgana doladı. Yatağın bir başından öbür yanına yeniden döndü. Çok geçmeden pat! diye bir ses yükseldi. Lara dönerken hızını alamayınca kendini yerde…
-
Sobe!

Yola çıkalı bir saat oldu. Buğra her zaman yaptığı gibi babasına “Karadan mı yoksa denizden mi gideceğiz?” diye sordu. “Eskihisar’ı geçtik bile. Karadan gidiyoruz.” Abisi Can “Oğlum şunu bir türlü öğrenemedin. İzmit yoluna çoktan girdik. Feribot geride kaldı.” diyerek güldü. Buğra hızla arkasına yaslandı. “Ne var yani aynı soruyu sorduysam? Sanki onlar hiçbir şeyi tekrarlamıyor?”…